İblisliğim

Cuma, 1 Eylül 2006

Her insan bir iblis taşır kendinde. İblislik iblisin işi, meleklik meleklerin işidir. Aynı anda hem iblislik hem de meleklik insanlarda ve cinlerde mevcuttur. Biz de insanız işte. Yani, bir nevi iblis!

İnsan sıfır noktasında doğar, ya eksi sonzuz yönünde bir yerlerde ölür, ya da artı sonsuz yönünde bir yerlerde… Demek ki, insan için iki itici güç vardır. Ağır basan taraf bizim sonumuzu belirler.

Başka bir bölümde de melekliklerimi ele alacak mıyım? Hayır! Çünkü, insanın melekliğine vurgu yapmak, bunu dikkatlerimizin odak noktasına koymak anlamsızdır. Dahası, zararlıdır. Av ile avcı arasındaki tek fark, birincinin odaklanmışlığı, diğerinin yayılmışlığıdır. Yani, avcı için tek mesele vardır; Avı. Av için ise sonsuz sayıda avcı vardır. İblisliği avcıya, melekliği ava benzetebiliriz. İnsan yaşamı bir avlama/avlanma meselesinden ibarettir. Bu yüzden av durumundaki melekliği gündeme almak avlanmış olmaktır. Oysa, avcıyı kollamak selamete çıkmanın kesin bir şartıdır.

İblisliklerime şahit olabildiğim kadar ve yayınlamaya cesaret edebildiğim kadar onları deşifre edeceğim. Ola ki bunları okuyan biri de bu meseleye vakıftır ve bana bir yol gösterir.

28 Yanıt “İblisliğim”

  1. M.Mustafa UZUN Diyor ki:

    İblis, günahı, iblislik ise günahkarlığı – günah işleme durumunu ifade eder. (Senin literatürüne göre farklı bir anlamı varsa, söyle abi)

    Bu ahval ve şerait içinde şu durum devreye girer; Günah aleni olamaz. Günah gizlidir. Günahın aleni yapılması sorundur. Günahın reklamı olamaz.

    Her insan günah işler ama günahı aleni işlemek veya günahı aleniyete taşımak sorundur.

    Medine, günahın işlenmediği bir şehir demek değildi. Medine, günahın aleni işlenmediği bir şehirdi.

    İblis her insanın gerçeğidir ama iblis yüzü, iblis tarafı açığa çıkartmak normal midir sahi?

    İnsan kendini sigaya çeker.
    İnsan kendi hatalarından ders alır.
    İnsan kendi davranışlarını kıyaslar.
    İnsan kendine telkinlerde bulunabilir.

    Ama ben şu şu iblislikleri yapmıştım demek GÜNAH ÇIKARTMAK gibi birşey… Hani kelimenin tam anlamı ile onu ifade etmese de benzer bir durum.

    Hayırdır abi? :)

    Son nokta olarak; İBLİS HERKESİN YANINDA. HERKESTE ONUN.

    Ama BEN ŞU ŞU İBLİSLİKLERİ YAPMIŞTIM

    veya SEN ŞU ŞU İBLİSLİKLERİ YAPMIŞTIN

    durumları çok anormal bir durum.

    “Hayrı tavsiye” veya “şerden men” bu değildir abi. Her açıdan böyle. Hem toplumsal olarak hemde kişisel olarak.

    Bu durum ne “uyarıcı” bir tavırdır, ne de “önleyici”

    BENCE Tabi…

    Vesselam

  2. M.Mustafa UZUN Diyor ki:

    Ha bu arada bir not;

    Birazda sitemkar bir dille (ben öyle anladım) artık her blogun bir insan, kişilik, karakter vs olacağını ve insanlar arası değil bloglar arası iletişimin olacağını söylemiştin abi. (Veya ben öyle anladım :) )

    Şimdi bu durumu; bloglar arası bir dertleşme :) olarak mı algılayalım.

    Yine de İBLİSLİK aleniyete dökülmemeli abi.

  3. bir garib seyyah Diyor ki:

    “lim bir noktadır, noktaya gel adg… esmelenin B’sinin noktasında hayat var adg… Bırak iblisleri ki iblislerde bıraksın seni…”

    Adg, bazı anların kurbanı olmamak gerek… Şeytan insanı doğru yoldan saptırmak için görevli olduğundan dolayı, görevinin gereği olarak kıyamete kadar şeytanlık yapacaktır… Şeytan bizlerden uzak değil, insanı kendi safına cekecek kadar yakın… Çünkü onun işi bizimle… İnsan olma görevlerinin gereğini yapamayanların aslında şeytandan alacağı çok ders var… Şeytan şeytan iken şeytanlığını yapıyor da insan insanlığını yapmıyor…
    İnsan o zaman şeytandan daha fazla şeytan mı oluyor dersin…?
    İnsanın kendini tanıması okadar zordur ki,kanında iblisi bir akıma rastlamış olması onu şaşırtıp yanıltmasın… Kişinin melek yanları başkaları tarafından anlatılmalı ama iblislik yanları olabildiğince saklanmalı… Buralar bu yazılar seni kutsamaz adg… Buralar bu yazılar ancak içindeki iblislik yanını anlatabilmiş olmanın içim dışım şeffaf rahatlığı verir ancak… Beşeriz insanlığa yol alma yolunda farkedeceğiz ki ismet sıfatı ile korunmamışız…Çünkü bir peygamber değiliz biz,ama peygamber olmamamız günah işlememizi meşrulaştırmaz… Biz insan olma yolundaki beşerler tevbe kapılarına sığınmakla korunmaktayız iblislikleirmizden,arınmaktayız ilahi bir bağışlama ile…
    Ya Settar demeli insan, serteyle gözlerden günahlarımı… Ya Settar setreyle benden de günahlarımı ki günahlarıma alışıp normalleştirmeyeyim onları demeli insan…
    Bu yazının devamı olmaması temennisi ile adg… Kelimler ağızdan çıkanca köle olur onlara insan,nutma dost sakın unutma…

  4. adg Diyor ki:

    Mustafa’cım

    Günah konusundaki düşüncelerine katılmamak mümkün değil. Ama, burada sözkonusu olan durum günahların ilan edilerek alenileştirilmesi değil. Böyle bir tutum sapık bir tutum olurdu.

    Nazan sen de dinle : ))

    Benim bu bölümü açmaktaki maksadım, işlemiş olduğum günahları ilan etmek değil. Günah çıkarmak gibi bir niyetim hele hiç yok. İblislikten kastım günah işlemek değil. Çünkü, iblislik günahtan önceki bir aşamadır.

    Benim niyetim, günahlara yol açan iblisçe çıkış noktalarını fikirsel anlamda deşifre etmek. Burada ‘iblisliklerim’ diyerek kullanmış olduğum iyelik ekini yanlış anlamayın. İlla kendi iblisliklerim anlamında da anlaşılmasın. Kendimi bir insan numunesi olarak ele almamın ve “benden başka kimse yok, ne olacaksa benden dolayı olacak” düşüncesinin bir ifadesiydi aslında.

    Ayrıca, insan olarak bizlerin İblis ile yakın temasımız da değil konu. O ayrı bir şey. Burada benim kastım kişinin tamamen kendinden sadır olan durumlardır. Sinyaller sonsuz sayıda frekanslardan oluşur. Bir sinyalin nihai durumunu, her frekans komponentinin ayrı ayrı etkilerinin toplamı belirler. Kimi frekanslar pozitif, kimi frekanslar da negatif etki eder. İnsan fikri de -kimi pozitif kimi negatif- sonsuz sayıda birim fikirciklerden oluşur. İşte, benim asıl üzerinde durmak istediğim bu. Ama ayağım kaymadan üstünde durabilir miyim bilemiyorum. Kimbilir, bu da iblisliklerimden bir olabilir :)

    Hem, şimdi kalkıp da benden “ben dün yolda giderken güzel hatunlara baka baka doyamadım” dememi beklemiyorsunuz herhalde. Baksam da size söylemem zaten : ))

  5. bir garib seyyah Diyor ki:

    “Hem, şimdi kalkıp da benden “ben dün yolda giderken güzel hatunlara baka baka doyamadım” dememi beklemiyorsunuz herhalde. Baksam da size söylemem zaten : )) ”

    Vay vay vay, güzellerin katili yapma bizi dost, elimiz maşalı bilirsin : ))
    Neyse işin şakası bir yana , kastını nihayet anladım,yanlış anlamama sebep yine senin yazın,özellikle son ifadelerin…
    Ne anlatmak istediğinin hesaba kattığın kadar yazdığında ne anlaşılacağını da hesaba katarak yazmalısın…: )

    Bu acıklaman ile yerine oturdu şimdi taşlar…
    Güzel bir şey olacağa benziyor, karşılıklı yazışma ile genişletilebilecek bir şey…

    İstifade ettirelim istifade edelim hasabı, sen yazmaya başlarsan bizde yorumlarla katkıda bulunuruz…

  6. M.Mustafa UZUN Diyor ki:

    Günahın (ve hatanın) dünyaya haykırılması (veya nete aktarılması) neden iblislikten önceki veya sonraki durum olsun ki? :)

    Günahın iblisliği kadar günahın muhabbetinin yapılması da iblisliktir :)

    Yani, başka bi açısını, penceresini göremedim ya :)

  7. esma Diyor ki:

    iblis bir enerji çeşidi. kişi kendin i o frekansta tuttuğu ölçüde etkileyen bir titreşim. sistemin virüs programı. yani sistemin bütününü anlayabilmek için ona da gerek var. onun da kıymeti var. varlık sahnesinde onun yeri anlamlı.

  8. adg Diyor ki:

    Evet, sistem bir bütündür, parçalanamaz : )

    İblisliğimiz olmasaydı melekliğimiz nereden bilinecekti?

  9. M.Mustafa UZUN Diyor ki:

    Doğru, İblislik olmadan melekliğin kadri kıymeti olamazdı. Mevzu da bu değil zaten.

    Mevzu, iblisliği gözümüze sokmaman gerektiğidir :)

    Vesselam

  10. adg Diyor ki:

    Gözünüze sokmuyorum iblislikleri, aksine, gözünüzden düşürmek için çabalıyorum. Daha doğrusu, çabalama çabasındayım…

    Ayrıca, iblisliklikleri konuşuyor olmakla aleni günah işlemeyi (ya da günahlarını ilan etmeyi) bir tutuyor olman konunun merkezinden ziyade çevresinde geziniyor olman anlamına geliyor. : )

    Gel merkeze, konuşacak çok şey var.

  11. M.Mustafa UZUN Diyor ki:

    İblisliklerime şahit olabildiğim kadar ve yayınlamaya cesaret edebildiğim kadar onları deşifre edeceğim.

    demişsin taa ilk başta abi. Yani konunun merkezine hiç giremedik o halde. Gel kopart çevreden bizi, taşı merkeze…

    Bu kadar lafını ettik, bari ekle bir-iki iblislikte :) görelim neymiş bu anlattığın/anlatamadığın/anlayamadığımız şey…

    Hep melek takılıyorsun sanırım bu aralar :)

    Vesselam

  12. adg Diyor ki:

    Naapiimm, kaydadeğer bir iblisliğime rastlayamadım. Malum Ramazan’a da girdik, iblisler de zincire vuruldu şimdi, naapceez :P
    İblislik görmek için 1 ay beklicez : )
    Tühhh şanssızlık (mı ?) : )

  13. bgs Diyor ki:

    Adg çok yerinde bir espiri hazır cevap olduğunu sana daha önce söylemiş miydim…?
    Tevazuda benden aşağı kalır yanında yok yani maşallh : P, : ))
    Kaydadeğer bir iblisliğin yoktu da bu konuyu niye kayıt altına aldın ?
    Eğer varsa neden yok diyorsun ?
    Neyse aklıma başka sıkıcı sorular gelmiyor : ))

    Konuya etraflı bir vakıflık için, hani seni melek kulsun ya : )), gözlemlerinden de bahsedebilirsin…

  14. adg Diyor ki:

    Nihayet anlamaya başladınız meseleyi :P

    Bu konuyu açmakla ne kadar melek olduğumu göstermeye çalıştım. Zor oldu ama sonunda istediğimi elde ettim : ))

    Melekliğime katkıda bulunan dostlarıma teşekkür ederim. İşte, dost dediğin insanın melekleşmesinde rol oynayandır. :P

    Ramazan’dan sonra görün siz, ne iblislikler dökeceğim önünüze : )

  15. M.Mustafa UZUN Diyor ki:

    Üst mesajda bi iblislik var, anlayana :)

  16. adg Diyor ki:

    Hehe, bak iblislik dedin :) İblisin kulağından çekmek lazım :P

  17. esma Diyor ki:

    şimdi meleklikten sonra sıra ‘hz. insan’lığa geliyor galiba terfi aşamalarına göre. :)
    (bkz:mele-i ala)

  18. Yunus Diyor ki:

    İblis’te Melek’tir…

  19. M.Mustafa UZUN Diyor ki:

    Kim iddia ediyor melek olduğunu? :)

    Kehf Suresi 50. ayette “İBLİS secde etmedi çünkü o CİN`dendi.” deniliyor.

    Bazı alimler, Rahman suresindeki “Cânn” deyiminden kasıt, cinlerin babası İblistir demişlerdir.

    Elmalılı Hamdi Yazır, aynı kanaatte olmadığını söyleyerek, “Başlangıç itibariyle bütün insan cinsi salsaldan yaratılmış olduğundan insandan kasıt, yalnız Adem değil insan cinsi olduğu gibi, Cânn’dan kasıt da cin cinsidir.” der. Şu halde İblis, yani şeytan da cinlerden olduğuna göre, o da ateşten hem de dumansız, öz, yalın, yakıcı ateşten yaratılmıştır diyebiliriz. Buna yukarıda meallerini verdiğimiz ayetler de zaten açıkça işaret etmektedir.

    Bursalı İsmail Hakkı da, “O cinlerdendi” ayetini, “Onun aslı, ateşten yaratılmış bir cindi. Meleklerden değildi.” diye tefsir etmekte ve “Meleklere ‘Ademe secde edin!’ demiştik. İblis hariç hepsi hemen secde etti.”(Kehf, 18/50) Ayetinde İblisin meleklerden istisna edildiğini söylemektedir.

    Bir görüşe göre, “O cinlerdendi” cümlesinden kasıt, onun ilk cin olduğuna işarettir.

    http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&aid=2911

    Vesselam

  20. Yunus Diyor ki:

    “Rabbin meleklere demişti ki: Ben muhakkak çamurdan bir insan yaratacağım. Onu tamamlayıp, içine de ruhumdan üfürdüğüm zaman, derhal ona secdeye kapanın! Bütün melekler toptan secde ettiler. Yalnız İblis secde etmedi. O büyüklük tasladı ve kâfirlerden oldu. Allah! Ey İblis! İki elimle yarattığıma secde etmekten seni men eden nedir? Böbürlendin mi, yoksa yücelerden misin? dedi. İblis: Ben ondan hayırlıyım! Beni ateşten yarattın, onu çamurdan yarattın, dedi.”(Sâd, 38:71-78;)

    Bu ayetteki “Rabbin Meleklere Demişti ki” ifadesinin muhatapları arasında İblis var mıdır?
    İblis’in cin olduğunu söylediğine göre melekten nasıl istisna edilmiş olabilir?”
    İradesi, gururu ve isyankar olan İblis, İnsanlar ve Melekler ve Cinler dışında bir varlık mıdır?

    İblis, “Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.” (Zariyat:56)
    ayetinde ki kulluk vazifesini yapması gerekenler arasında mıdır?
    Yoksa İblisin görevi insanı yoldan çıkarmak mıdır?

  21. M.Mustafa UZUN Diyor ki:

    İblisin mahiyeti ve durumu yukarıda ki notumun dışındadır :)
    Ben sadece İblis’in melek olmadığını ifade ettim -ki zaten ben değilim onu söyleyen-

    İblis melek değil cindir, cinlerin atasıdır :)

    BUDUR :)

    Vesselam

  22. adg Diyor ki:

    Süpersiniz yaaa, sizi izliyorum.

    Öğreniyorum…

  23. Yunus Diyor ki:

    “İblis’te Melek’ti” cümlemdeki “r” harfini atınca daha iyi ifade edilmiş olur diye düşünüyorum…

    Madem Cin ise, Cinler insana görünebilir… İblis de insanlara görünür mü?

  24. M.Mustafa UZUN Diyor ki:

    Bu mantık yanlış bir mantık. İblis’in insanlara görünmemesi cin olmadığının delili mi oluyor şimdi yunus? :) Yok bir alakası…

    İblis’in melek olduğuna dair iddialar İSLAM değil HRİSTİYAN kaynaklıdır. İ

    blis, cinlerden biridir ve cinlerin de yaratıldığı maddeden yaratılmıştır. Hz. Ademle ilk karşılaşan şeytanın özel ismi İblistir. Bu da Cinlerdendir ve cinlerin yaratıldığı ateşten yaratılmıştır. Şeytan ise, o türün azdırıp, saptırıcı olanlarına, yani o cinsin bir türüne verilen isimdir.

    Bu husus, her hangi bir şüpheye yer vermeyecek şekilde Kur’ân-ı Kerim’de açıklanmıştır ve şöyledir:

    “Hani biz meleklere: Ad em’e secde edin, demiştik; İblis hariç olmak üzere, onlar hemen secde ettiler. İblis cinlerdendi; Rabbinin emrinden dışarı çıktı. Şimdi siz, beni bırakıp da onu ve onun soyunu mu dost ediniyorsunuz? Oysa onlar sizin düşmanınızdır. Zalimler için bu ne fena bir değişmedir!” (Kehf, 18:50)

    http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=show_qna&id=4920

    Ayette geçen “Kâne min’el-cinni: O cinlerdendi” tabiri açıktır. Konu secde ve başkaldıran İblis.

    Yunus, bak bu da diğer bir kaynaktan:

    İslamiyet’teki İblis bir melek değil, cindir (Kehf 50) ve dumansız ateşten yaratılmıştır (Araf 12, Sad 76). Cinler, meleklerde olmayan özgür iradeye sahiptirler. Allah yeryüzünde bir halife yaratacağını söylediğinde, melekler O’na yeryüzünde fesat çıkartıp, kan dökecek birini mi yaratmak istediğini sorarlar. Fakat, Âdem’e secde etmeleri istendiğinde secdeye kapanırlar. İblis ise secde etmez.Onun secde etmediğini gören melekler, Allah kendilerini onun gibi yaratmadığı için şükrederler ve bir kez daha secdeye giderler. Müslümanların namazda üst üste iki kez secdeye gitmesi de bu olayı hatırla(t)mak içindir. Bunun ardından, İblis’e neden secde etmediği sorulur. O kendisinin ateşten, Âdem’in ise topraktan yaratıldığı söyler. Tövbe etmeyi seçmez ve cevabına kibir bulaştırır. Kendisini bu duruma düşüren Âdem oğullarını, aynı duruma düşürebilmek için Allah’tan kıyamaet gününe kadar izin ister. Ve o izin kendisine verilir.

    http://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0blis

    yine bir başka kaynak:

    Şeytan, cin denen varlık grubuna mensup idi. Yüce Allah’ın Adem’e secde emrine karşı gelip isyan ettiği için ilahi rahmetten kovulan ve insanların amansız düşmanı olan, cin taifesinin inkarcı kesiminden gizli bir varlıktır.

    http://www.biriz.biz/merak/mrk44.htm

    :)

    Tüm bunların tabi Yakup abinin İBLİSLİK dediği şeyle ne kadar alakası var, bilemem.

    Vesselam

  25. bgs Diyor ki:

    Yunus sorduğun soruyu 2 hafta önce bir arkadaşımda sordu… Hatta o da iblisi meleklerin hocası olarak biliyor ve iblis melek değildir dediğimde şaşırmış bunun delillerini bana sun demişti…
    İblis melek değil fakat Hz Adem karşısındaki tavrına kadar melekler gibi emre itaatte bulunmuştur…Melekler gibi ifadesi benzetme olup gibi olmak aslı olmakla aynı manaya gelmemektedir…
    Şeytan cinlerin atasıdır, ateşten yaratılmıştır, secde etmediğindede kibirle bunu dile getirmiş ateşin topraktan daha üztün olduğunu söylemiştir…Oysa melekler nurdan yaratılmış varlıklardır… Allah öyle bir varlık yaratmıştır ki bu kimi noktada melekten üstün olan kimi noktada hayvandanaşağı olan insandır…

    Şimdi bir yazı sunacağım fakat bu yazarın yazılarını tastik ettiğimi düşünmeminiz istemiyorum, sadece bu konuya bakış acısı acıcı bir bakış olduğu için şu yazıyı sizlerle paylaşayım istedim…

    “İNSAN”LAR VE “İNSANSI”LAR

    Burada Cenâb-ı Hak’kın bize açtığı çok önemli bir gerçeği açıklamak istiyorum.. Bu elbette bizim değerlendirmemizdir ki, kimse bunu kabul ile zorunlu değildir..

    Bizim müşahedemize göre…

    “Yeryüzünde kan dökücü, fesat çıkarıcı varlıklar” ifâdesi meleklerin o an için yeryüzündeki “insansı”ları ve onların yaşantılarını tesbit etmelerinden ileri geliyordu.. Çünkü o sıralar yeryüzünde ilk “insan” varolmamıştı ve yalnızca “insansı”lar yaşamaktaydı!.

    Dikkat edilirse, Kur`ân-ı Kerîm’de Adem`in ilk insan türünden bir varlık olduğuna dâir hiç bir âyet yoktur!. Kur`ân ‘daki bu açıklama “yeryüzünde Halife meydana getirileceği” yolundadır..

    O devirde yeryüzünde bir tekâmül sürecinden geçerek bugünkü “insan”a son derece benzeyen; fakat zihnî fonksiyonlar yönünden düşünce, muhakeme gibi insanî vasıflardan yoksun; “homo-saphien” olarak adlandırılan, insan bedeninde hayvanlığı yaşayan topluluklar vardı… Ki biz bunlara “insansı” demekteyiz..

    Bunlar kişisel menfaatleri için birbirlerine her türlü zararı verebiliyorlar; kan döküp, fesat çıkarıyorlardı!.. Yaşamları yalnızca hayvansal düzeyde olup, yeme-içme, çiftleşme, olabildiğince her şeye sahibolma gibi son derece sınırlı bir şekilde devam ediyordu.

    Ve elbette o zaman yeryüzünde en bilinçli varlıklar olan “CİN”ler de bunlar üzerinde istedikleri gibi tasarrufta bulunabiliyorlardı..

    Melekler de kendi kapasiteleri ve gördükleri örnekler kadarıyla, “Halife” olacak “insan”ı, o ana kadar yaşayagelmekte olan “insansı”lar gibi değerlendirerek; onu “Yeryüzünde kan dökücü, fesat çıkarıcı bir varlık olarak” zannetmişlerdi!.

    Oysa, “Adem” ismiyle işâret edilen “şekillenmiş çamur” yani “hücresel beden” sahibi varlığa, yani, “insansı”ya, belli bir kıvama -sevveytu- geldikten sonra Allah “ruhundan üfle”miş; böylece o, bir “mutasyon” geçirmişti!.. Bundan sonra da “insansı”lar arasında da ilk “insan” olmuştu Hazreti Adem !.

    “Onu kıvama erdirip, ruhumdan üflediğim zaman” (Sad-72)

    Burada dikkat edilmesi gereken husus, öncelikle insan bedeninin, “insanî” hakikatı ortaya çıkartabilecek bir “kıvama”, kemâle gelmesidir… Ki bu da yukarıdaki âyette ön oluşum olarak belirtilmiş; daha sonra da “ruhum” ifadesiyle “esmâ-i ilâhi’nin mânâları” anlatılmak istenmiştir! Bilindiği gibi “ruh” kelimesinin çok önemli bir anlamı da “mânâ”dır..

    “Allah, Adem`e bütün isimleri tâ`lim etmişti”!.

    “Ruh nefhi” ifadesiyle anlatılan, “esmâ-i ilâhi’nin” kapsamlı bir kapasiteyle ortaya çıkarılabilmesi yeteneğini oluşturan “mutasyon” olayı sonucunda, beyin kapasitesi Allah-u Teâlâ`nın “tâlim edilen” tüm esmâsının özelliklerini ortaya koyabilecek kemâlâta ulaşmış; böylece de cennet hâli diye bahsolan yaşama geçmişti Adem!..

    Yani, kendi esmâ-i ilâhi’sini, zâhiren ve bâtınen bütün boyutlarda ortaya çıkarabilecek kemâl üzere Adem`i meydana getirdiği için, bu kemâlinin neticesi olarak Adem, varlıkları, mevcûdâtı değerlendirmeğe gitmişti..

    Adem’in, bütün varlığı ve mevcûdâtı kendisindeki geniş mânâ kapasitesi ile değerlendirmesi sonucunda, melekler şaşırmışlar, hayrete düşmüşlerdir!… Ki bu da gayet doğaldır!. Çünkü kendi bileşimlerinde o isimlerin mânâları yok, ortaya çıkmıyor…

    Bunun neticesi olarak:

    “Sen mutlak olarak münezzehsin, biz ancak senin bizde izhâr ettiğin ilim kadar değerlendirme yapabiliriz…” ( 2-32)

    demişlerdir…

    Ve bu deyişin ertesinde de, Adem`e “secde” etmişlerdir!.

    Yâni, Adem`in kemâlini, Adem`de çıkan mânâların, ilâhi isimlerin yanında kendi kapasitelerinin yetersiz kaldığını itiraf etmek sûretiyle secde etmişlerdir!… Buradaki “secde”yi, “O`nun Halife`lık kapasitesi önünde yetersiz ve âciz kaldıklarını itiraf” diye anlamak mümkündür.

    Fakat, İblis secde etmemiştir!… Yani, Adem`in yapısını oluşturan esmâ bileşiminin kapsamından ileri gelen bu üstünlüğü kabul etmemiştir.

    “Melekler secde etti, fakat İblis secde etmedi, o kibirlendi, kendini daha büyük gördü”!. (2-34)

    İblis, her ne kadar, yapısının hammaddesi diyebileceğimiz bir biçimde, özü itibariyle bir kısım melekî güce sahip ise de, esas itibariyle “cin” sınıfındandır…

    Abdullah ibni Abbas ve Said ibni Cübeyr, cinlerin, meleklerin ateşten yaratılmış bir kolu olduğunu söylüyor.

    İbni Abbas`a göre ;İblis, Cennet muhafızı ve cinlerin başı, aynı zamanda da yakın gök ve dünyanın sultanı idi.

    Yâni, “insansı”lar devrinde ve öncesinde, yer yüzünde ve dünya semâsında yani maddeye dönük fikirler ve değerler dünyasında, bugünkü tâbiriyle tüm Güneş Sistemi içerisinde yaşayan varlıklar cinlerdi. “İblis” lâkaplı cin ise bütün bunların, hepsinin başıydı.

    “İblis” kelime olarak, Allah`ın rahmetinden umudu kesilen, Rahmete ermesinden umud kesilen, Allah`dan uzak düşmüş mânâsına geldiği gibi; “iltibasa düşen”, yani, “ikileme düşen” anlamını da veriyor.

    İblis`in melek değil cin olduğu ise, Kehf Sûresinde şöyle vurgulanıyor;

    “İBLİS secde etmedi çünkü o CİN`dendi.” (Kehf-50)

    Burada kısaca şu açıklamayı tekrarlamak istiyorum:

    Kâinatta ne tür varlık varsa hepsinin de aslı “melek”tir!.

    “Cin” denilen “nârî” yapı, gerçekte, “nûr” denilen yapının, belli bir esmâ terkibi sonucunda yoğunlaşmak suretiyle, bir üst boyutta yeni bir tür olarak oluşmuş hâlidir.

    “Madde” ise direkt olarak, “nur”un çok daha yoğunlaşmasıyla meydana gelmiştir!..

    “İnsan” gelecekte önce “berzah” denilen “nârî” boyutta yer alacak; takdirinde olanlar da mutlak kıyâmet sonrasında bu boyuttan “nûrî” boyuta, yani “cennet” boyutuna, “nûrî” bir bedenle, “melek”leşmiş bir halde geçeceklerdir!.

    “Nârî” yapıdan yaratılmış olmaları sebebiyle yapıları ve benlikleri bize göre çok güçlü olan cin”lerin âlimleri ve bu arada İblis lâkabı verilen şeytan, biliyordu ki, varlıkta bir “TANRI” kavramı yok, sadece her boyutta dilediği gibi zâhir olan ALLAH var!.. Dolayısıyla da kendisini “HAK” olarak görüyor; tam anlamıyla Firavun`luğunu yaşıyordu elindeki tüm olanaklar ve kuvvetlerle!.

    Ancak kendilerinde bir kısım esmânın zâhir olmaması, terkiplerinde bir kısım esmânın zâhire çıkmaması dolayısıyle, özellikle “Tevhid, Vahdet kemâlâtı ve bunun sonucu olan Kader ilmi” konularında kesinlikle yetersiz olduklarını; ve bundan dolayı da cinlerin çok çok büyük bir kısmının müşrik olduğunu, Allah`a şirk koşanlardan olduğunu belirtmiştik “AKIL ve İMAN” ile “RUH İNSAN CİN” isimli kitaplarımızda.

    Nitekim, bu Âyet-i Kerime`de, iblis`in secde etmediği, “kâfir” olduğu, yani, “gerçeği örten”lerden olduğu anlatılıyor…

    Biraz önce de bahsettiğim gibi, her insan karşısındakini olduğu gibi değil, ancak kendi kapasitesi kadar değerlendirebilir.

    Her insan böyle olduğu gibi, her varlık da, bu ister cin, ister melek veya insan olsun böyledir ve bu asla değişmez… Zaten kâinatta bütün varlıklar üç bölümde tanıtılmıştır: “Melek-cin-insan”… Hangi sınıftan olursa olsun, her birim, karşısındakini, ancak kendi kapasitesi kadar değerlendirebilir… Kendi kapasitesini aşan bir değerlendirmeyi yapabilmesi mümkün değildir… Kendi kapasitesindeki genişleme oranında, karşısındakini değerlendirişi de değişir..

    .Dolayısıyla, cinler de, cinlerin başı olan İblis de kendi kapasitesinin dışında kalan özellikleri itibariyle Adem`i değerlendirememiş; O`nun bütün varlığının, ilâhi mertebelerin sonucu ve de isimlerin bir formülle oluşmuş bileşimi olarak meydana geldiğini müşahede edememiş..

    Yâni, olayın içyüzündeki Hakikata vâkıf olamamış, “insan”ı, özellikle zâhiri yapısı olan bedeni itibariyle değerlendirmek sûreti şu kanaate varmıştır:

    “O topraktan meydana gelmiştir, bense ışından!. Muhakkak ki ışınlar maddenin üstünde hükmedicidir, maddeye tesir edicidir. Öyleyse ben O`na secde etmem”!.

    Yâni, üstünlüğünü kabul etmem!.

    İblis`in, insanın maddeden, topraktan meydana gelmesi, kendi yapısının ışınsal bir yapı olması sûretiyle onu rahatlıkla etkiliyebilmesi yönündeki görüş, her ne kadar haklı ise de…

    İnsanın bu madde bedenini yönlendiren beyninin, ilâhi isimlerin hepsini açığa çıkartabilecek bir kâbiliyet ve kapasitede var oluşunu değerlendiremeyişinin neticesinde de, “insan”ı ve ondaki “Halife” olma özelliğini inkâr etmiştir!.

    Bütün bu idrâk edemediklerini inkâr sonucunda da “insan”ın Öz`ündeki, Zât`ındaki, varlığındaki ilâhî mertebeleri müşahede edememek sûretiyle “Allah”tan uzağa düşmüştür!. Burada geçen “Uzağa düşmek” acaba “mesafe-mekân” anlamında mıdır?

    Şeytan,”Allah”ı anlayamamış, idrâk edememiş, neticede “insan”dan o yüce kemâlin zuhûrunu inkâr etmiş; böylece de “Allah”tan ayrı düşmüş, ilâhî huzurdan tardedilmiş”tir..

    İblis`in “tardedilme”sinin anlamı; “Ulûhiyet kemâlâtının özelliklerinin zuhûrunu hakkıyla değerlendirememesi yüzünden gerçeklerden uzaklaşması” şeklinde değerlendirilir…

    Bunu anlatan kelime de “LÂNET” olmaktadır!. “Uzak olma”, anlamına olarak!

    Şİmdi, burada üzerinde ibret alınması gerekli bir nokta vardır. O da şudur:

    “İnsan”da, onun varlığını oluşturan Mutlak Varlık “Allah”ı müşahede edememenin sonucu, İblis gibi “lânet”lenerek tardedilmektir!…

    Kim ki, “İnsan”a baktığı zaman onu “Allah”tan ayrı bir varlık olarak görür; onda ilâhi esmânın zuhûrunu müşahede edemezse; ondaki varlığın, Hakk`ın varlığı olduğunu anlayıp, değerlendiremezse”; bu yanlış değerlendirmesi yüzünden “İblis” yani “şeytan” hükmüyle yaşamını sürdürür!…

    İnsanın insana bedenen secde etmesi kesinlikle câiz değildir!. Hazreti Rasûlullah, insanların kendisi gelirken bile ayağa kalkmalarına müsaade etmemiş, bunu yasaklamıştır!. Kendisi için başkalarının, ayağa kalkmasına, hele secde etmesine müsaade edenler, Rasûlullah Aleyhisselâm’ın yolundan sapan kişilerdir!.

    Ancak…

    Bâtında “insan”a “secde” etmeyen de “Allah`ı inkâr” ederek “gerçeği örten”lerden olur!.. “Teşbih”in hakkını vermemiş olur…

    “Çün bildin mü`minin kalbinde Beytullah var,

    Niçin izzet etmedin, ki ol evde ALLAH var?.

    Her ne var Âdemde var; Âdem`den iste Hak`kı sen!.

    Olma İblis-i şakî, Âdem’de sırrullah var!.”

    Öte yandan Zâhirde “insan”a “secde” eden ise yine “Allah`ı inkâr” ederek “gerçeği örten”lerden olur!. “Tenzih”in hakkını geri bırakmış olur…

    “Halife” olarak yaratılmışken, kendi varlığındaki bu yüce nimetten gaflete düşer; yalnızca karşısındakinde görüp kendindekinden perdelenmek sûretiyle, Hıristiyanların Hazreti İsa`ya karşı olan durumuna düşer; ve neticede “Halife”lık kemâlâtından mahrum kalır..

    Eğer daha da gaflet ederse, karşısındaki “insan”da O`nun varlığını göremezse, bu defa da cin seviyesine düşer, şeytan seviyesine düşer ve böylece de tamamen bedene dönük değerlendirmeler içinde yiyip, içip, zevkedip,

    “Belki de onlar hayvanlardan da daha aşağıdadırlar” (7179)

    şeklinde hüküm yer!…

    Ahmed Hulûsi

  26. Yunus Diyor ki:

    Konuya ilişkin ilginiz ve aydınlatıcı yazınız için teşekkür ederim… Ziyadesiyle istifade ettim efendim… sağolun…

  27. Yunus Diyor ki:

    Sevgili Mustafa ben sana sordum Hz. Google’a değil… O kaynakları senden önce ben Google efendiye sormuştum… Açıklayıcı bilgileri için Hz. Google’a teşekkür etmeliyim pardon Mustafa’ya olacaktı : ))

    Tamam “Melekler İblis Değildir” diye düzeltirim…

    Selametle…

  28. M.Mustafa UZUN Diyor ki:

    Bende zaten KENDİM değil HZ.GOGIL adına konuşmuştum Yunus.

    Aldığım linkleri her yazının sonuna eklemiştim ve bunun için TEŞEKKÜRE GEREK YOKTUR. Sen zaten hatmetmiştin ben buraya ekleyene kadar, bilirim.

    Bir yanlışını düzeltti ise HZ. GOGIL’a teşekkür edebilirsin elbette. Üstelik Hz.Gogıl benden küstah olamaz.

    Vesselam


Yorum Yapın