Her insan bir iblis taşır kendinde. İblislik iblisin işi, meleklik meleklerin işidir. Aynı anda hem iblislik hem de meleklik insanlarda ve cinlerde mevcuttur. Biz de insanız işte. Yani, bir nevi iblis!
İnsan sıfır noktasında doğar, ya eksi sonzuz yönünde bir yerlerde ölür, ya da artı sonsuz yönünde bir yerlerde… Demek ki, insan için iki itici güç vardır. Ağır basan taraf bizim sonumuzu belirler.
Başka bir bölümde de melekliklerimi ele alacak mıyım? Hayır! Çünkü, insanın melekliğine vurgu yapmak, bunu dikkatlerimizin odak noktasına koymak anlamsızdır. Dahası, zararlıdır. Av ile avcı arasındaki tek fark, birincinin odaklanmışlığı, diğerinin yayılmışlığıdır. Yani, avcı için tek mesele vardır; Avı. Av için ise sonsuz sayıda avcı vardır. İblisliği avcıya, melekliği ava benzetebiliriz. İnsan yaşamı bir avlama/avlanma meselesinden ibarettir. Bu yüzden av durumundaki melekliği gündeme almak avlanmış olmaktır. Oysa, avcıyı kollamak selamete çıkmanın kesin bir şartıdır.
İblisliklerime şahit olabildiğim kadar ve yayınlamaya cesaret edebildiğim kadar onları deşifre edeceğim. Ola ki bunları okuyan biri de bu meseleye vakıftır ve bana bir yol gösterir.